tavukcu

ankara'da yaşanılıyorsa arkadaşlarla toplaşıp bi gidip görmek lazımdır. rakını, balığını ihmal etmeden sohbetle yavaş yavaş demlenmek, evinmiş hissini yaşamak lazımdır.

koluna erkek kankasinin adini dovme yaptiran erkek

belki de arkadaşı ölmüştür.

uzun zamandir sozluge girmemek

yalnız şu da bir gerçek ki önceden yazdığınız entryleri okudukça değiştiğinizi, geliştiğinizi görürsünüz. bazılarından utanır silersiniz hatta.

bana öyle oldu..

uzun zamandir sozluge girmemek

evet uzun zamandır sözlüğe girmiyordum. bir şey de yazmak gelmiyordu içimden zaten. lakin ki öyle değilmiş. bir iki bişey karalayınca anladım ki özlemişim yahu. hele de 1-2 artıyı kapınca.. fakat takip ettiğim yazarların bir kısmı da gitmiş.üzücü.


gene de du bakalım. gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak mı sorunsalı..

komsunun tabagini bos cevirmemek

#2528144

sevgiliye hitap sekilleri

<bkz: canını yediğim>

kisir dongu

komşunun size verdiği kısır tabağını boş çevirmeyip siz de kısır doldurup verdiğinizde olan durum.

o son kadehi icmeyecektik

derler ki son kadeh içilmeseymiş sarhoş olunmayacakmış.. o ondan değil, karıştırmayacaktın hacı.

sarhos

o son kadehi içmeyecektik

ateist olmak

kolay değildir. hele ki dindar bi kesimde yetişmişseniz.
ki benim için öyle olmadı.

ailemde çok da din konusu açılmazdı. dini zaten okulda öğrettiler. sureler, cehennem korkusu filan.. benim gönlümde yatan hümanizmdi.

bana göre herkes eşit olmalıydı. bir adam dört karıya bakabiliyosa ,bi kadının da dört adam hakkı olmalıydı. ( farazi) bi kadın başını örtüyosa bi adamın da başını örtmesi koşulu koyulmalıydı. beni de örtünmeyen adam tahrik ediyor mesela. iyi bir müslüman öldüğünde nasıl ki hurilerle gününü gün ediyo e bi kadının neyi eksikti..

sonra bi de yaratılış hikayesi var. balçıktan yapılma, omurgadan bölünme. üstüne üstlük ensest. :
evrimi öğrendiğimde '' hah şöyle, bana mantıklı şeylerle gelin'' dediğimi hatırlıyorum. tabi önceleri aslında allahın evrimi anlatmaya çalıştığı ama 600lü yıllardaki insanların bunu anlamayacakları için balçıkla filan açıkladığını düşünmüştüm. ama asla bir tanrının şuanda yasakladığı şeyi zaman zaman caiz kıldığı aklıma yatmadı. ensest yasaksa yasaktır. öldürmek yasaktır. tanrı kendi gönderdiği dine inanmıyo diye neden yarattığı kullarının öldürülmesini isteyebilir ki? zaten cehenneminde cayır cayır yakmayacak mı?

yani benim inancım asla sağlam olmadı. bi yaratıcı olduğuna inanıyodum ama din bazı şeyleri bozuyodu. mesela muhammedin 6 yaşındaki kızla evlenip kız hastalanınca (saçları döken bi hastalık) 9 yaşında gerdeğe girmesi. 50-60 yaşındaki bi adamın oyun çağındaki çocuğa uçkur çözmesini bana hiç bir din mantıkla açıklayamaz. çok mu müşkül durumdaydı? evlatlık denen bi durum var olmadı mı daha uygun biriyle evlendirseydi.. bunlar kafamı kurcalayıp dururdu..

cennet ve cehennem olgusu da saçmaydı.. ta en baştan benim ne yapacağımı bilen bi tanrı nasıl olurda beni yakabilirdi.. üstelik ben kendi öğrencilerime bi tokat atmaya kıyamazken o yüceler yücesi tanrının beni zebanilerle ateşlerle filan korkutması hiç hoş değilidi. ben aciz bir kulken yapılanın bu denli ağır olmasını aklım almıyodu. beni defolu yaratmak onun sorunuydu.

işin özü a dostlar; araştıra araştıra (eski dinler, mitolojik olaylar,din uğruna yapılanlar) bir dini yaratıcının göndermediği kanısına vardım. bu din kul yapımı olmalıydı. kurandaki hatalar, çelişkiler vs. bir yaratıcının yapacağı hata değildi. başlarda eminim ki muhammed iyi niyetle, kötü giden arap ahlakını düzeltmek istediği için bu işe girişmişti fakat insanın acizliği onu da gelip bulmuştu.

böylece dini hayatımdan silip sadece yaratıcıya inanıyodum. yani bildiğin deisttim işte. fakat kafamı kurcalayan sorular bitmemişti. daha çok araştırmaya başladım.. araştırdıkça bilim adamlarını ve düşüncelerini okudukça tanrının olmadığı gerçeğine ulaştım.önceleri bunu söyleyenlere ''yok ya öyle şey olur mu? mutlaka biraz bile olsa inanıyolardır '' diye bakardım.


aslında tanrı fikri insana güven veriyor, ve bu durumdan uzaklaşmak cesaret istiyor. çünkü din öyle bi çember ki inanmazsanız, sorgularsanız yanacağınız söyleniyor. bu çemberin dışına çıkabilen herkes benim gözümde en azından sorgulamayı göze aldıkları için övgüyü hak ediyor.

diktator

sevgili günlük;

yakın zamanlarda japonya'da bi deprem ve tsunami oldu. ve yüzlerce kişi ölü binlerce kişi yaralı, kayıp. ben de yaralandım. arkadaşını bırakmayan köpeği gördüğümde, evleri yüzüp giden insanlara baktığımda ve bilim kurgu filmi izliyormuşçasına tepki veren insanlarla karşılaştığımda..

yakın zamanlarda orta doğu karıştı sevgili günlük.. ezilmiş halklar isyan ediyor artık alınyazılarına.. anladılar belki de alınyazısı dedikleri şeyin ''büyükler'' tarfından yutturulmak istenen tatlı lokma olduğuna..

ve diktatörler hırsları ve koltuklarıyla direnmeye çalıştılar.. yapamadılar terkettiler ..
kaddafi hariç. adam deli bunu biliyoruz. libya halkı da özgürlük savaşında senden benden daha cengaver. başkaldırısı bizi yüreklendirmeli. onun tarafında sesimizi duyurmalıyız.

ama savaşsız sevgili günlük.. daha fazla bebeğin çığlıkları duyulmadan, annesiz çocukların bakışlarına maruz kalmadan, herhangi bir masum insanın canı yanmadan..

mesala düşünsene insanların japonya'ya yardımı libya'daki petrolden daha fazla önemsediklerini..

sevgili günlük maalesef ki burası ütoya değil. iktidar sahipleri daha çok iktidar peşinde. ''hep ben'' derdindeler.. ölen, kanayan, acıyan canlar umurlarında değil. daha çok para, daha çok petrol ve daha çok iktidar peşindeler..

ve ülkemde her yapılana kılıflar uydurularak diktatörlük devam etmekte.. karşı çıkan terörist, ama diyen terbiyesiz,ahlaksız, yanlış yapıyosunuz diyen yakılmalı.. kılıflar iyi hazırlanmamış olsa bile sorun değil. alenen yapılsa da artık yargılayacak ne yargıç var ülkemde, ne bunları gören halk.. gözleri din beziyle sarılıp sarmalanmış. adım adım sona yaklaşıldığının farkında değil.

daha dün basılmamış bi kitap imha edildi. konusu fetoş.. niye toplatıldı örgütsel döküman.. kılıf.. ben öyle istedim dese karşı çıkabilecek olan mı var?
blog sayfalarına bile el atıldı. kariatürlere kızıldı.

ama sevgili günlük bi orta doğu kadar olamayacak mıyız onu çok merak ediyorum. halkıma güvenim git gide zayıflamakta..


susmalı ve sessizce sıranın bize gelmesini beklemeliyiz!

sevgili

sizin ona ihtiyacınız varken arkadaşlarıyla zaman geçirmeyi tercih ettiyse artık varlığının sorgulanması gereken kişidir. hatta ne sorgulanması direk yokluğu tescillenmelidir.

zeynep tanbay

biraz önce cnntürk'te referandum tartışmaları dolayısıyla evet vereceğini ve bdp'li olduğunu açıklamıştır.

aduket in aslinda haduken oldugunu anlayinca bunalima girmek

benim için adukettir ve aduket kalacaktır. işte o kadar!!

allah in rami3 e belasini vermesi

kimilerinin dört gözle beklediği olay. <bkz: bi arkadaş>

hakkında o kadar atıp tutup, o'nun yerine tüm yargılara vardıktan(<bkz: şirk koşmak>) sonra olmaması şaşırtıcı. haydi bakalım hayırlısı.

karsilastirma

<bkz: x vs y>

ilkokul resimleri

el ele tutuşan 2 ebeveyn ve çocuktan oluşan aynı boyda cin ali kılıklı aile. el ele tutuşmuyolarsa kız muhtemelen ağacın yanında ip atlıyodur.

asik olundugunda soylenilecek sarkilar

<bkz: mutlu aşk yoktur>
<bkz: zülfü livaneli>

sevgilinin vermemesi

sevgiline verip vermemesi durumu ile bakıyosan, iyi ki de vermiyo, haberin olsun.

anlamlandirilamayan uzayli hareketleri

<bkz: explainless alien moves>
<bkz: eam>